|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
İsmimin önüne sıfatlar yerleştirip durma. Tek tek kelimelerle beni anlattığını sanma. Cümleler kur, paragraflar döşe, hikâyeler yaz; çabala beni anlamak ve anlatmak için.
Doğduğum ya da nüfusa kayıtlı olduğum yerle sınırlama beni.
Milliyetimden, dilimden, tenimin, gözlerimin, saçlarımın renginden ibaret sayma.
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Her şeyi kısa bir ana sıkıştırıyoruz. Kısa bir anda aşık oluveriyoruz. Bir önceki anda hayatımızda bile olmayan biri, o kısa anda hayatımızın merkezine konuveriyor, her şeyimiz oluveriyor. Kısa bir zamanda bitiyor aşkımız. Ayrılıveriyoruz, hayatımızın merkez üssünden. Acı çekiyoruz belki, ama o da kısa bir anda bitiveriyor. Kısa bir zamanda bitiriverelim önümüzdeki yemeği diye, hızlı yemek diye tercüme edebileceğimiz restoranlar açılıyor. Onlar mönüyü kısa bir zamanda getiriyorlar, biz de kısa bir zamanda yiyiveriyoruz.
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
Bakmayın öyle eli yüzü düzgün bir insan gibi göründüğüme, ben aslında bir karıncayım.
Ne bulursam şu hayatta, yuvama götürmeye çalışırım: Aşklar, hayaller, hatalar, umutlar, bir dost sohbeti ya da sadece bir merhaba, kırdığım kalpler ve kalbimdeki kırıklar, gönüllerde açtığım yaralar ve gönlümde açılmış yaralar… Ne bulsam yüklenirim.
Mal, mülk, büyük-küçük her türlü eşya, parayla alınabilecek ve paha biçilemeyecek her şey yuvamda kendine bir yer bulur.
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
İnsan seçemese de ölüm gününü ve saatini, medyatik saatler yok değildir ruhunu teslim etmek için? “Benden sonrası tufan” deseniz de, şöyle şaşalı haberlerle uğurlanmak fena mı olur? Ali Kırca cenazenize bağlansın, Defne Samyeli bir yakınınızı konuk alıp hakkınızda sorular sorsun, Mehmet Ali Birand “sokaktaki adam”ın görüşlerine başvursun, Ali Özgentürk belgeselinizi yapsın istemez misiniz? Şeytan hiç “gör” demez mi, “Ah şu saatte ölsem de, medyatik olsam” diyen şöhretsever tarafınızı?
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
Bu macerada sen de varsın.
Savaşlar devam ediyor. Kan akıyor. Şehirlerin ortasında bombalar patlıyor.
Diplomasi oyunları oynanıyor. Siyasette satrançlar kıyasıya devam ediyor.
Güçlü olan ezmeye, haklı olan dâvâsını bütün dünyaya ilân etmeye çalışıyor.
Bu macerada sen de varsın.
Bu savaşların, bombaların, entrikaların, oyunların ortasında.
Hiçbir şey olmuyor gibi yaşaman beni aldatmıyor. Sen başka kanaldaki, elinde mikrofon, gülücükler dağıtan, şımarık bir televizyon elemanı değilsin.
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Hiç dostluğun imtihan edildi mi, kara günde? Sevgin, aşkın parayla sınandı mı? İnancın sahte cennetlere karşı ne kadar dayanıklı? Sana vaat edilenler bir sahte cennet olmaya ne kadar yakın ve sen ne kadar uzaksın bu tekliflerden? Mal, mülk, servet, makam ile davan arasında tercih yapmak zorunda kaldın mı?
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Borsa bantları, hiç güneş gördü mü? Hiçbir oyuncağı kurcalayıp bozdu mu? Bisikletten düştü mü? Acıkan birine yemek ısmarlayıp, üşüyen birine ceketini çıkarıp verdi mi? Ulusal yüz endeksleri, aşk mektubu yazdı mı? Bir gece yatağına uzanıp yastığını gözyaşlarıyla ıslattı mı? Otogara gidip bir sevdiğini karşıladı mı? Telefon bekledi mi heyecanla? Yüreğini sızlattı mı hiç bir şarkı? Ezbere bildiği kaç şiir var? Parametrelerin, annesine babasına sarılıp aynı nasihati yüzlerce kez dinleyip kızamadığı oldu mu? Bir çocuğa çikolata alıp sevindirdi mi? Ağlayan bir çocuğa “İğne yaparım ha” tehdidi savurdu mu?
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Önce gözleri çalındı. Yüreklerimiz görmedi; gözlerimiz gördü görebildiğince, ne kadar görebilirse, ne kadar kapsarsa dünyayı, anlamı ve hayatı; ya eksik, ya hatalı. Sesleri işitemez oldu yüreklerimiz, kulakları çalınınca. Bulanıklaştı her şey. Sesler, sözler, şarkılar, hışırtılar, haykırışlar birbirine karıştı. Anlam kayboldu sözün üzerinden.
|
|
Devamını oku...
|
|